NÜFUS COĞRAFYASI

Mart 24, 2008 at 11:16 am (COĞRAFYA)

NÜFUS COĞRAFYASI
Nüfus coğrafyası,insanların yeryüzündeki dağılımın tasvirini, toplam nüfusun meydana getiren kütlelerin ve hareketlerin çevreleriyle ilişkileri bakımından (ekoloji) analizini kaplar
Coğrafyacının elinde nüfus coğrafyasının analizini yapmak için iki usul vardır.Birinci usulde istatistik bilgilere dayanarak hazırlanan dağılıma haritalarının analizi yapılır.Her çevrede her biri sabit bir insan topluluğunu temsil eden noktaların bulunduğu bu haritalar en keskin ve en doğru bilgiyi elde etmeyi sağlar ve gerçeğin somut görüntüsünü yansıtır.Gerçekten bu haritalarla gözlemci arsında pek az yoruma ihtiyaç vardır.Analizi daha ilerletmek için nüfus yoğunluğu kavramı,yani belirli bir arazideki nüfus ile bu arazinin km2 veya mil2 cinsinden ifade eden yüzeyi arsındaki ilişki hesaba katılır. Böylece ,nüfusun dağılımını etkileyebilecek faktörlerden olan yüzey farkları ortadan kaldırılmış ve farklı büyüklükte arazileri kıyaslama imkanı elde edilmiş olur. Nüfus yoğunluğu haritalarını kullanımı her şeyden önce kabul edilen bir kalıba ve uzlaşmaya göre incelenen toprağa ,nüfusun düzenli olarak dağıldığı kabul edilir. Bu uzlaşma aslında keyfi bir uzlaşmadır. Bu yüzden nüfus yoğunluğu kavramı sık sık tenkide uğrar. Hesaba temel olan yüzeylerin tanımı da uygulama zorluklarını ortaya çıkarır.(Geniş göllerin ve ormanların dahil edilmesi gibi).Hiçbir alan çok küçük olsa bile kesinlikle homojen sayılamaz.Bununla beraber nüfus yoğunluğu kavramında vazgeçmek imkansızdır.Hareket noktası olarak ele alınan alanlar ne kadar sınırlı dolayısıyla da az farklı olursa yanılma ihtimalleri de o kadar azalır. Sonuç olarak diyebiliriz ki nüfus yoğunluklarını incelemenin bilimsel bir değeri vardır. Fakat bu inceleme bizi hiç bir zaman mutlak değerleri göz önünde bulundurmaktan alıkoymamalıdır.
Yoğunluk haritaları ekumenenin kesinliği ortaya koyar. Mutlak çöl denilen boş alanların sayısı pek azdır. ama nüfusun km2’ye 5 kişiden az olduğu nispi boşluklar (Ekvator ormanı, çöl ve yarı çöl yaygındır). Bazı yerler ise insanların büyük bir kısmının aşırı toplaşma alanlarıdır. Musonlar Asya’nın her yerinde kır nüfusu yoğunlukları çok yüksek sayılara ulaşmış km2’ye 1000 kişi modern sanayide çok yoğun nüfus toplaşmalarına yol açmıştır. (Avrupa’nın kuzeyi, ABD’nin kuzey batısı) en yüksek sayılar büyük şehir merkezlerinde görülür. Bu şehirlerin merkezlerinde hektar başına ortalama yoğunluk 300 kişinin üstündedir. Büyük blok apartmanların bulunduğu semtlerde bu sayılar daha da artar. Mesken ve iş yeri ayrımı bakımından, bu durumdan, bir gece, birde gündüz için yoğunluk hesaplamak gerekir.
Yer yüzünün farklı coğrafi görünümler kazanmasında rol oynayan dünya nüfusu, 20.yy’ın 2. yarısından daha önce tahmin edilmeyen bir hızla artmıştır. 1800 ile 1930 yılları arasında bir milyar daha eklenmesi 130 yıl geçmesi gerektiği halde, bu gün bir milyar daha eklenmesi için 11 yıl daha yeterli olacaktır. Dünya nüfusu 1960 yılında üç milyar iken bu gün 6,2 milyar sınırını açmıştır. bu veriler dünya nüfusunun hızla arttığını işaret ettiği halde, hiç bir şekilde ne değişen yaşam koşulları hakkında ne de nüfus artışının kaygılanılacak bir sebep mi olduğu hakkında bir bilgi vermemektedir.

NÜFUS TARİHİNİN ORTAYA KOYDUĞU OLGULAR
Nüfus tarihinin ortaya koyduğu olgular bütün canlı türlerinde olduğu gibi doğum ve ölüm oranına göre hareketlerine;ama aynı zamanda da bütün bu olayları etkileyen ve evliliği ,aile yapısını tanımlayan medeniyete bağlıdır. Açıklama faktörleri ,coğrafi çevrenin sağladığı çağlara göre değişen hayat şartlarındadır. Mesela nüfus değişimlerini açıklamak için kısmen iklim değişikliklerinden de yararlanılmıştır. Geleneksel olarak basın kaynaklarının bolluğu ve azlığı üstünde de durulmuştur. 17yy’ın sonunda Malthus, insanların besinlerinden hızlı çoğalmasını ,sonunda büyük bir kıtlığa sebep olacağını söylemiştir. Ancak sanayi devriminin yaşanması Malthus’un bu teorisini çürütmüştür. Bununla birlikte gelişmenin tek faktörü sanayi devrimi değildir. İnançlarına çeşitli menfaatlerine bağlı olarak hareket eden insanlar ne bütün besinlerden yararlanmış ne üreme iç güdüsünü serbest bırakmış nede bütün çocukları yetiştirmeyi kabul etmiştir. İnsanlığın bütünü ile ele alınınca ,aslında halklar, devletler, sosyal sınıflar ve medeniyetler diye bölünmesi ,tarihin gerçek anlamına yitirmesine neden olur. Bir takım teknik imanları , iktisadi ,sosyal , akli yapıları, gelenekleri ve dinleri kapsayan medeniyet hem basın kaynaklarının ,işletilmesini ,hem arzulanan nüfus yoğunluğunu hem de yaşama seviyesini etkiler. Yani nüfus durumu medeniyetleri bir birini takip edişini tamamlamaya , gelişmelerini veya gerilemelerini desteklemeye , rekabetlerini etkilemeye katkıda bulunur.
Tarih öncesi insanların menşei meselesi , ilk insanların sayısı ve coğrafi dağılımı meselesin ortaya koyar öte yandan tarih öncesi acısında demografi çok büyük zorluklarla karşılaşır. İskelet ve atölyelerin incelenmesi ile çağlara göre nispi bollukları, besin kaynaklarının incelenmesi birtakım varsayımların ortaya atılmasını imkan verir.
Karşılaştırmalı tarih bu günde yaşayan ilkel kavimlere dayanarak bu varsayımları kesinleştirmiştir. Bu metoda baş vurarak devşirmecilik avcılık ve balıkçılıkla geçinen halkların nüfusu anlaşıla bilir, Paleo coğrafyada buzullaşma bölgelerini ve değişiklerini toprakların ve flora’nın cinsini belirleyerek insanların yaşamasına ve gelişmesine elverişli veya karşı faktörleri ortaya koyar. Bütün bunlardan çıkarılarak sonuç insan sayısının o devirlerde az olduğu ama buna rağmen çok erken tarihlerde bütün kıtalara yayıldıklarıdır.
Taş devriyle birlikte besin terimi ve gerekli hayvanların evcilleştirilmesi , bazı bölgelerde çok önemli bir düzelmeye yol aştı. Tarihten sonra halklar toprağın niteliğine göre hiç değilse bir kaç yıl için yerleşik yaşaya bildiler. Gelir kaynaklarının değişikliğine daha iyi katandılar. Ölüm oranı azaldı ortalama ömür uzadı. Nüfus yoğunluğu çoğaldı Hindistan,Güneydoğu Asya ,Kuzey Afrika gibi bazı bölgeler bunu ortaya koyar. Aynı zamanda teknik gelişmeler daha çok inasnın bir arada yaşamasını sağladı. Ama bu durum nüfusun her yere düzenli bir şekilde dağıldığı anlamına gelmez. Nüfus tarihinde de duraklama ve gerileme dönemleri vardır. Bunların bir çok fiziki ve sosyal sebepleri vardır.
4.bin yıldan itibaren sulama tesislerinin kurulması sulanacak kesimlerin seçilmesi büyük insan topluluklarının bir araya gelmesine ve bir takım siteler kurmalarına yol açtı. Bu durum Mezopotamya’da, Nil vadisinde, İndus ve Sarı ırmak ovalarında görülür. Böylece eski çağ medeniyetlerinin doğduğu imtiyazlı bölgeler meydana geldi.Bu sayılan bölgelere çok yakında Orta Amerika’da katıldı.
Eski çağ siyasi ve sosyal teşkilatlanmanın yanı sıra medeniyetin daha karmaşık hal almasıyla yeni gelişmeler geçiren nüfus, el sanatları ve ticari mübadelelerle birlikte farklılaştı. İndus bölgesinde ortaya çıkan şehir medeniyeti, daha sonra klasik eski çağın alanı olan Akdeniz bölgesinde görüldü. M.Ö 2000’e doğru Knossos’un nüfusunun 100 bin kişi olduğu hesaplanmıştır. Mezopotamya’nın M.Ö 8.yy’da nüfusunun 5 milyon kişi M.Ö 13.yy’da Mısır’ın nüfusunun 7 milyon M.Ö 4.yy’da 500 bin kişinin de Atina’da yaşadığı sanılır. Bu verilen rakamlar kesinliği arz etmez. Ancak hiç değilse nüfusun çeşitli bölgelerdeki kaynaklara ve faaliyetlere göre farklılığı anlaşabilir.
Bu gün insanlar yer yüzü karalarının yalnızca 1/5’inde toplanmışlardır. Bu demek değildir ki dünya nüfusunun yaşadığı yer küre karalarına eşit bir şekilde dağılmıştır. Bazı bölgelerde çok yoğunlaşan insanlar bazı bölgelerde ise cılızlaşmıştır. Örneğin Doğu Çin, Kore, Japonya, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, ABD, Kanada’nın Doğusu, Batı Afrika, Güney Amerika’nın kıyıları çok yoğun nüfuslu yerler iken kıtaların iç kısımları, Kuzey Amerika, Afrika, Avustralya gibi yerler seyrek nüfuslu yerlerdir.
SAYIMLAR
Nüfusun incelenmesiyle uğraşan coğrafyacıların şimdiye kadar karşılaştıkları en büyük güçlüklerden bir tanesi dünyanın farklı ülke ve bölgelerine ilişkin nüfus verilerinin gerek elde edilebilirlik gerekse nitelik bakımından bir birlerinden çok farklı olmasıdır. Gelişmiş ülkeler için çok ayrıntılı ve detaylı yapılan sayımlar, geri kalmış ülkelerde üstün körü yapılmaktadır. Bu da bu ülkeler arasındaki karşılaştırmaları zorlaştırmaktadır.
Nüfusla ilgili bilgiler sayımlar aracılığı ile toplanır. Bazı ülkelerde ise sayımlar yapılmadan nüfus kayıtları yoluyla hayati olaylar günü gününe izlenerek yapılır.
Sayım: Belirli bir zamanda bir ülke yada ülkenin iyi tanımlanmış bölgesindeki tüm kişilere ilişkin demografik, ekonomik, toplumsal verilerin, toplanma, değerlendirme, analiz edilme ve yayınlanma işlemlerinin tümüne birden sayım denir.
İlk modern sayımlar Fransız ve İngilizlerin sömürülerinde yaptıkları sayımlarla başlamıştır. 1665’de Kanada’da yapılan sayım yalnızca nüfusu saymak için yapılan belki de ilk sayımdı. İlk periyodik sayımlar ise İskandinav ülkelerinde başlamıştır. Türkiye’de ise modern sayımlara Cumhuriyet ile birlikte 1927’de başlanmıştır.
Nüfus coğrafyacıların karşılaştıkları diğer bir zorluk ise bazı yerlerde nüfusun hiç sayılmaması, bazı bölgelerde ise çift sayılmanın getirdiği karışıklıklardır. Örneğin Nijerya’da 1991 yılında nüfus 89 milyon olarak sayılmıştı fakat bu ülkede çok çeşitli etnik grupların yaşadığı 30 eyalet arasında federal hükümetten alabilecekleri parayı dengelemek için nüfus sayılarıyla oynanmış ve nüfus 25 milyon aşağıya çekilmiştir.
Sayımlarla ilgili sorunlar arasında yapılacağı yıl aralıklarının bozulması da önemlidir. Savaşlar nedeni ile bozulabilen bu aralıklar, ekonomik ve siyasi sebeplerle de bozulabilir. Örneğin Çin’in nüfusunu saymak için 15 milyon kişinin görev yapması bu sorunu gözler önüne sermektedir.
Sayımlarda sorulan soruların değiştirilmesi de aynı ülkede bile olsa daha önce yapılan sayımlar arsındaki farkların araştırılmasında engel teşkil eder.

GELİŞME DEVRELERİ
Demografik geçiş: Gelişmekte olan ya da gelişmemiş nüfus artışı yüksek olan ülkelerin , nüfus artışı düşük gelişmiş ülkelerin nüfus artış hızlarını örnek alarak nüfus artış hızlarını bazı evreler halinde düşürmelerine demografik geçiş denir.
Bu gelişme devreleri 4 evreye ayrılmışlardır:
Yüksek Durağanlık Dönemi:Sanayi öncesi, geleneksel hayatın hüküm sürdüğü bir dönemdir. Yüksek doğurganlıkla beraber tıbbi yetersizliklerden dolayı yüksek ölümler göze çarpmaktadır.
İlk Yayılma Aşaması: Yine yüksek doğurganlık vardır.Ama sağlık koşullarının biraz iyileştirilmesi nedeniyle ölüm hızı düşmüştür. Bu arada gıda arzının da düzelmesi nüfuıs artışına yardımcı olmuştur.
Geç Yayılma Aşaması:Bu dönemde doğurganlıkda azalmayla birlikte ölüm oranlarının da düşmesi sonucunda nüfus artışı önemini korumaktadır. Sanayileşme ve modernleşmeyle beraber tarımda daha az iş gücüne ihtiyaç duyulmuştur.
Bunun sonucunda ise şehirlere göçler yavaş yavaş başlamıştır. Eğiti düzeyi yükselmiş ve daha az çocuk sahibi olma arzusu ile nüfus artışı devam etmiş ancak hızı düşmüştür.
Düşük Durağanlık Dönemi:Bu dönemin genel özelliği; düşük ölüm oranları ,düşük nüfus artışı, düşük doğurganlık ile kendini belli eder. Bu dönemde sanayileşme ön plandadır. Geleneklerden neredeyse vazgeçilmiştir.Nüfusun üçte ikisi şehirlerde yaşarken yalnızca üçta biri tarımla uğraşmaktadır. Kadınlar iş hayatına atılmış anneliklerini ikinci plana atmışlardır. Bu tür toplumlarda sıfır nüfus artışı yaşana bilir. Bu gelişmelerin seyri Kanada, A.B.D, Japonya ,Avusturalya ve Yeni Zellanda’da görülmüştür.

NÜFÜS ARTIŞI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER
Malthus Teorisi : Malthus teorisinde iki ana ilke vardır .Birinci ilkede herhangi bir kontrol olmazsa nüfus potansiyel olarak geometrik oranda büyüyecek ve her 25 yılda bir,iki misline varacaktır.
İkinci ilkesinde ise en uygun koşullar altında bile araziden elde edilen üretim en çok aritmetik oranda artacaktır.
Karl Marx Teorisi: Karl Marx ise nüfusun hiç bir tehlikesinin olmadığını , ancak elde edilen ürünün tekbir kişinin tekelinde değil de halka dağıtılması gerektiğini savunmuştur.
*Ester Boserub Teorisi: Ester Boserub bu teorisini Malthus’a karşı çıkarmıştır. O ise nüfusun tehlike yaratmayacağını, aksine nüfus ne kadar artarsa ürün de o kadar artar demiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: